Her bölgenin kendine has kelimeleri mevcut. Karadenizliler “da” kelimesi ile özdeşleşirken, İzmirliler gevrek, çiğdem, klorak kelimelerini sıkça kullanıyor. Ankaralılar la bebe derken, Trakyalılar be kelimesini dillerinden düşürmüyor. Bizim için sadece “be” mi var. Tabiki de hayır. Kadam, (Kardeş) kızan (erkek çocuk) pale (küçük çocuk) abe hey ve daha neler neler.
Hatta İstanbul’dan bir arkadaşım üniversitedeyken siz çocuklara pele diyormuşunuz. Doğru mu? diye sorunca bir an düşündüm. Tüm Trakyalı çocuklar bu kadar iyi futbol oynayamaz. Nereden çıktı bu? Sonrasında aslında kastettiği kelimenin pale olduğunu anladım. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Pale ile pele kelimelerinin karıştırılması gerçekten güzel bir hikaye oldu. Bunun yanı sıra bizim buralarda “panta” da güzel bir kelime. Çok gezen yerinde duramayan çocuklar için kullanılıyor.
Gerçekten kendimize has üslubumuz, kelimelerimiz, yaşam tarzımız ve geleneklerimiz var. “H” bizim için bir fazlalık mı? Evet çoğu zaman.
Ama tabi sosyal medyada abartıldığı gibi herkes bütün şiveyi kullanıp o videolardaki gibi konuşmuyor. Ki konuşanlar da işin hakkını gerçekten veriyor. Doğma büyüme Kırklareliliyim ama çabalasam da o şekilde konuşamam. Ancak belki yaklaşabilirim. Neyse herkes işin ustası olacak değil ya.
Bize has kelimeler bitti mi. Düşünmeye başladığımızda onlarcası aklımıza geliyor. Aydamak, gündendi, sefte, somak, alık, adaş, peçka, aret ve daha fazlası.
Nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış, büyük liderler, düşünürler, bilim insanları çıkarmış bir bölge Trakya. Doğası, tarihi, verimli toprağı ve insanıyla öne çıkıyor. İnsanı da insan yapan bu seviyeye gelmemizi sağlayan en önemli unsurlardan biri iletişim tabi ki. Bizler de iletişimde bulunurken kendimize has kelimeleri sıkça kullanıyoruz.
Sonuç olarak Trakya’da malzeme bitmez. Yazacak o kadar çok şey var ki. Görüşmek üzere. Oşça kalın!